
Hareketi gündelik hayatın bir parçası kılın
En önemlisi, hareketin gündelik hayatın sabit bir parçası olması ve bilgisayar oyunları ve televizyon seyretme gibi hareketten yoksun etkinlikler tarafından engellenmemesi. Türk kökenli toplum kesimi içinde, sporun ve hareketin genel olarak olumlu yönleri olduğu konusunda daha güçlü bir bilinç yaratılmalıdır. Bu bilinç özellikle, Türk kökenli kadınlar ve kızlar için gereklidir. Onların karşısına hâlâ, sporun sadece erkekler için olduğunu ileri süren klasik bir rol anlayışı çıkarılmaktadır.
Buradax bir uğraş olarak spor yapmaktan öte, günlük hayatın düzeni içine daha çok hareket sağlayıcı unsur katmak sözkonusudur. Örneğin, bisikletin bir ulaşım aracı olarak kullanılması pek aklımıza gelmez. İnsan markete giderken katedeceği kısacık yolda niçin bisiklete binmesin? Hele bir bisiklet sepeti veya çantası da oldu mu, yapılan alışverişi eve taşımak da kolaylaşır. Hareket bilançosunu kârlı çıkarmanın başka bir yolu da, kısa mesafelerde (örneğin, okul yolunda) otobüse veya otomobile binmek yerine yaya gitmektir.
Yine de bazen, içimizdeki tembel şeytan arada bir baskın çıkarak, bizi tam merdivenden çıkmaya karar vermişken -çok daha rahat olan- asansöre yöneltir. Bu noktada, egzersizin olumlu yönlerini (örneğin, insanın kendini/vücudunu iyi hissetmesini sağladığını) göz önüne getirmeli ve kendi tembelliğimizin üstesinden kendimiz gelmeliyiz. Bunu her seferinde başaramasak bile, sıkça denemeliyiz!